Bakara 2/191 ve Tevbe 9/29 ayetlerinde olduğu gibi, Kur’an’da geçen şiddet ayetleri nasıl evrensel olur; bu ayetleri gayri müslimlerin yanında nasıl okuruz?

Öyle anlaşılıyor ki, “evrensel” kavramı isabetli bir şekilde anlaşılmamıştır. Kur’an’ın / İslam dininin evrensel olması demek, ortaya koyduğu temel prensiplerin her zaman ve her mekânda uygulanabilir bir yapıda olması demektir. Yoksa, bütün detaylarının da, hususî bir hükmünün de her zaman aynı şekilde uygulanmasının gerekli olduğu manasına gelmez.  Kur’an’da bazı hükümlerin daha sonra nesh edilmesi, bu gerçeğin açık belgesidir. Kur’an hükümlerinin, Kur’anî vahyin yirmi üç yıllık bir süreç içerisinde tedricen gönderilmesi de bu hakikatin diğer bir göstergesidir.

Mesela, Bakara suresinin,

“Sizinle savaşanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın. Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden, siz de onları çıkarın. Fitne (dinden döndürmek için işkence yapmak), adam öldürmekten beterdir. Yalnız, onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın, Fakat onlar size savaş açarlarsa siz de onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası böyledir.”

mealindeki 190-191. ayetlerinde, savaşın evrensel prensiplerine işaret eden şu ifadelerdir: “Sizinle savaşanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın.”, “Fakat haksız yere saldırmayın.”, “Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın.”  Bu ilkeler evrenseldir. Çünkü, burada insanlık onuruna yakışan ve her zaman geçerli olan prensipler vazedilmiştir: “Size saldırıda bulunanlarla / sizinle savaşmaya karar verenlerle siz de savaşın...”; “ama durup dururken haksız yere saldırmayın... savaşırken bile düşmanlarınıza karşı -İslamın ön gördüğü kadın, çocuk, yaşlı, dinini yaşamaktan başka bir gayesi olmayan rahip ve benzeri insanları öldürüp de- haddinizi aşmayın.”

Özetle; bu ayetlerde “düşmanın saldırısına karşı savunmaya dayalı bir savaş emrediliyor. Savaşta da haksızlık yapılmaması tavsiye ediliyor.

Bu ayetlerde evrensel olmayan, mahallî şartların zorunlu kıldığı lokal detaylar ise, şunlardır: “Onları nerede yakalarsanız öldürün.”  Bu ifade tarzı  açıktır ki, savaş halini anlatmaktır. Savaş hali ise, mevcut şartlar paralelinde olması gereken, strateji ve taktiklere ihtiyaç duyar. O şartların gerçekleşmesi durumunda, aynı emirler yine geçerlidir ki, bu yönü de evrenseldir.

Yukarıdaki ayetlerin ifadelerine insafla bakan her şuur sahibi, Kur’an’da “durup dururken rast geldiği kâfirleri öldürmek” diye bir tavsiyenin asla  söz konusu olmadığını rahatlıkla anlar.

Tevbe suresinin ilgili ayeti de bir savaş ortamına yönelik bir emirdir. Çünkü, Mekke fethinden sonra, Bizanslılar, Şam bölgesinde bulunan ve onların  himayesindeki Hristiyan Gassanîler, Müslümanlara hücum etmek için planlar yapmış ve askerler hazırlamışlardır. Tebuk seferi -bu ayetin inmesinden sonra- böyle bir ortamda gerçekleşmiştir. Yani yine mesele karşı tarafın fitne-fesat çıkarmaya yeltenmesiyle ilgilidir.

Nitekim, daha önce de yine Ehl-i kitaptan olan benî Nadir ve benî Kureyza Yahudileri de Mekke müşrikleriyle iş birliği yapmış ve hakkettiklerini bulmuşlardı.(bk. İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Ehl-i kitapla ilgili  kucaklayıcı ve evrensel mahiyette bir çok ayet vardır. Bunlardan birsinin meali şöyledir:

“Zulmedenleri hariç, Ehl-i kitab ile en güzel  bir tarzın dışında mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlahımız da sizin İlahınız da bir ve aynı İlahtır ve Biz O’na gönülden teslim olduk.”(Ankebut, 29/46)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 24-06-2011
3,057 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content