Buradasınız

Ayetlerde geçen, insan nankördür(Adiyat, 6), zalimdir(İbrahim, 34) "Kaçış nereye?" der. (Kyame, 10), çok zâlim ve çok câhildir(Ahzab, 72), acelecidir(İsra, 11), cimridir (Mearic, 19) insandan kasıt kimdir?

Bu ayetlerde yer alan “el-insan” kavramı belli bir şahıstan çok genel olarak insan nevini/türünü gösterir. Prensip olarak ilgili ayetlerde söz konusu edilen özellikler insanın yapısında vardır. İmtihanın gereği olarak verilen ve özgür iradeyle frenlenmesi istenen bu özellikler, imtihanı kazanmak veya kaybetmekle yakından ilgilidir. Bunları frenleyen kimse başarılı, frenlemeyip uygulamaya koyan kimse ise başarısız sayılır.

Gerçek başarısız olanlar kâfirler olduğu için bu gibi ifadeler özellikle onlara bakar, fakat diğer insanların da dikkat etmeleri için uyarıda bulunur.

Adiyat(6) suresinde geçen “kenud” kavramı nankörlük manasına gelir. Hasan-ı Basrî hazretleri ilgili ayeti “Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür” şeklinde anlamış ve bunu şu sözlerle açıklamıştır: “İnsan öyle bir nankördür ki, başına gelen bir musibetten ötürü Rabbinin bütün nimetlerini unutuyor.”(bk. Taberî, ilgili ayetin tefsiri).

Ebu Ümame’den nakledildiğine göre, Peygamberimiz de bu ayeti şöyle tefsir etmiştir: “Kenud (öyle bir cimridir ki), yemeğini tek başına yemeyi tercih eder; (öyle bir zalim/gaddardır ki), kölesini döver; (ve öyle şefkatsiz, merhametsizdir biridir ki), sıla-i rahim yapmaz, kimseye iyilik etmez”(a.g.y). Bu hadiste nankörlüğün bazı yönleri ön plana çıkartılmış ve insanlar irşat edilmiştir.

”Gerçekten insan çok zalim ve pek nankördür”(İbrahim, 34) mealindeki ayette de insanların zulüm ve nankörlük damarına işaret edilmiştir. İnsanların bu fıtrî özelliklerine vurgu yapılarak buna karşı uyanık olmaları hususunda uyarılmışlardır. Diğer ayetleri de bunlara kıyas edebiliriz.

Yukarıda da arz edildiği üzere, soruda yer alan ayetlerin hepsinde genel olarak insan nevi/türü kastedilmiştir. Ancak Kur’an’da prensip olarak iman-küfür muvazenesi yapılır. Mümin fasık kimselerden çok az söz edilir. Bu sebeple, güzel vasıflar, mükemmel müminler için, kötü vasıflar tamamen kâfir olan kimseler için söz konusudur. Kötü akıbetten, kötü huylardan söz eden bu  gibi ayetlerde de ilk muhatap kâfirlerdir. Yani asıl nankör, zalim, cahil, kıyamet günü bir kaçış yolunu aramak zorunda kalan, aceleci(acele, peşin olan dünya lezzetlerini tercih eden), cimri(ahiret mükâfatına inanmadığı için zekatını ve diğer sadakları vermeyen..) olanlar kâfirdir. Bu vasıflar onlara yakışıyor. Eğer mümin de bu gibi çirkin hallere düşerse bu da küfür veya nifaktan bazı vasıfları barındırmış olur.

Bilindiği üzere, bir kâfir hayatı boyunca kâfirlik vasfı olan çirkin huylar göstermediği gibi, bir mümin de her zaman imanın gereği olan bütün güzel vasıfları yansıtmaz. Nitekim, bazen kâfir doğruyu, mümin yalanı konuşabiliyor. Halbuki ne kadar güzel vasıflar varsa hepsi imanın bir gereği, ne kadar çirkin vasıflar varsa hepsi de küfrün bir mahsulüdür. İşte Kur’an’da küfre mahsus olan kötü vasıflar eleştirilirken, kâfirler tehdit ediliyor, müminler de irşat ediliyor.

Özetle, imtihan gereği, insanda iyi huylar yanında kötü huylar da vardır. İman insanı -fıtratında bulunan- kötü huyların karanlığından çıkarıp güzel ahlak nuruna kavuşturur. Küfür ise, insanı -fıtratında var olan- güzel huyların aydınlığından uzaklaştırıp, kötü huyların karanlığında boğar.

Ayetlerde bu muvazenelerin yapılmasına imkân sağlamıştır.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 05-08-2011
4,077 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content