'And olsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik...' (Ra'd, 13/38) ayetinin iniş sebebi, Yahudilerin, Peygamberimizin çok evliliğine yaptıkları itiraz mıdır?

Sorudaki hususu bu ayetin nüzul sebebi olarak belirten bazı tefsirler vardır. (bk. Beğavî, Alusî, ilgili ayetin tefsiri) Ancak bunu hikaye eden el-Kelbî, rivayet açısından zayıf kabul edilmektedir.

Bu sebeple olacak ki, Taberî ve İbn Kesir gibi ünlü müfessirler böyle bir nüzul sebebine yer vermemişlerdir.

Bununla beraber, İbn Aşur’un da ifade ettiği gibi, Rad suresi Mekke’de inmiştir. O zaman Yahudilerle bir bağlantı söz konusu değildir. Böyle bir nüzul sebebi olsa olsa, bazıların dediği gibi müşrikler tarafından yapılan itirazlardır. Bununla beraber, Hz. Peygamber(a.s.m)’in Mekke’de sadece Hz. Hatice ile evli olduğu göz önünde bulundurulursa, Onun evliliğine böyle bir itirazın yapılması pek makul olmadığı anlaşılır.

Diğer bir husus, Yahudiler’e gelmiş peygamberlerin evlilikleri eş ve cariyeler olarak kat kat fazla olduğu bilinmektedir. Bu sebeple, Yahudilerin böyle bir iddiada bulunmaları –şayet doğru ise- “ağızların söylediğini kulakların duymadığı” cinsten bir garabet arzetmektedir.

Mekkeli Müşrikler, Peygamberin insan üstü varlık olacağını sanıyordu. Hz. Muhammed'in eş ve çocukları olduğu için onun peygamberliğine itiraz ediyorlardı. Oysa Kur'ân-ı Kerîm beşerî özellikler bakımından peygamberlerin insan üstü varlıklar olmadığını, onların da birer insan olduğunu eş ve çocukları bulunmasının peygamber olmaya engel teşkil etmediğini haber vermektedir.

Nitekim Furkân sûresinin 7. âyetinde bildirildiği gibi kâfirler şöyle diyorlardı: “Bu ne biçim peygamber yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı." İşte onlar Hz. Peygamber'in bir beşer gibi davranmasını yadırgıyor; onun insanüstü, beşer üstü niteliklerle donatılmış olmasını bekliyorlardı.

Halbuki peygamberler de birer insandır. Bu bakımdan beşer olmanın gerekli kıldığı meşru davranışları yapacaklardır. Onlar da yer-içer, ticaret yapar, devlet idare eder, evlenip çocukları olur. Onların bu söylevlerine karşı cevap Ra'd 38. âyetin- ilk bölümü; diğeri de Furkân 20. ayettir: "Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı."

Şimdi âyetlerden çıkaracağımız netice şudur:

Yüce Allah bütün insanlara, özellikle mü'minlere Hz. Peygamber'in bir beşer olduğunu, onun için Yahudilerin Hz. Üzeyir'i, Hıristiyanların da Hz. İsâ'yı tanrılaştırdıkları gibi Hz. Muhammed'i de tanrılaştırmanın şirk olacağını öğretmektedir.

Âyetin açık delâletinden anlaşıldığı üzere, peygamberler de bizim gibi, erkekle dişinin evlenmesinden doğan insanlardır. Onlar da yemek yerler, su ve meşrubat içerler, evlenirler, uyurlar, alım-satımda bulunurlar. Bütün bu ve benzeri sıfatlar onlar hakkında caizdir. Ne var ki, onlara vahiy iner; dinî konularda ve bazı çok önemli dünyevî işlerde Allah'tan alır, öyle konuşurlar. Ayrıca onların birtakım vacip olan sıfatları da vardır; Doğruluk, keskin zekâ, seyyal bir akıl, günahlardan korunmuşluk, emredilen şeyleri noksansız ve ilâvesîz teblîğ etmek ve güvenilir olmak..

İsa (a.s.) ile Yahya (a.s.) ve bir rivayete göre, Üzeyr (a.s.) evlenmemişlerdir. Diğer peygamberler ise, evlenmişlerdir. Bu iki peygamberin evlenmemesinde bazı sebepler söz konusudur. Onlardan biri ve belki başta geleni, Yahudilerle olan çetin mücadeleden baş kaldırıp evlenme imkânı bulamamalarıdır. Aynı zamanda her ikisi de genç yaşta dünyadan ayrılmışlardır.

 

Peygamber efendimiz (s.a.v)in çok evliliği ve evinin ezvac-ı tahirat okulu olması konusunda bilgi için tıklayınız.

 

Peygamber Efendimizin (asm) çok evlenmesinin hikmetleri hakkında bilgi almak için tıklayınız.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 01-01-2010
3,476 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content