Buradasınız

"Allah dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir." anlamındaki ayetleri, insandan başka bir türün yaratıldığına ve evrimin varlığına delil sayanlara nasıl cevap vermeliyiz?

İlgili ayetlerin meallerine bakıldığında, bu ayetlerin soruda geçen konularla hiçbir ilgisinin olmadığı anlaşılacaktır:

“Görüp anlamadın mı ki Allah gökleri ve yeri, hikmetle ve ciddî bir maksat için yaratmıştır. Eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah'a göre bu, sözü edilecek bir şey değildir.” (İbrahim, 14/19-20)

“Allah, içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak, kendileri için beğenip seçtiği İslâm dinini tatbik etme gücü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet edip hiçbir şeyi bana şerik yapmazlar. Artık bundan sonra kim küfrana saparsa, işte onlar yoldan çıkıp Allah'a karşı gelmiş olurlar.” (Nur, 24/55)

“Eğer topyekün seferber olmazsanız, Allah sizi acı bir azaba uğratır ve sizin yerinize başka bir topluluk getirir de siz savaşa çıkmamakla Onun dinine zerrece zarar veremezsiniz. Çünkü Allah her şeye kadirdir.” (Tevbe, 9/39)

“Eğer haktan yüz çevirirseniz, ben müsterihim, zira size ulaştırmakla görevli olduğum buyrukları size tebliğ ettim. Rabbim dilerse, sizi gönderip yerinize başka bir topluluk getirir. Ama siz O'na hiçbir şekilde zarar veremezsiniz. Muhakkak ki Rabbim her şeyi denetlemektedir.” (Hud, 11/57)

“Zulme batmış nice beldelerin bellerini kırdık, onlardan sonra da başka toplumlar yarattık.” (Enbiya, 21/11)

“Onlardan sonra yine başka nesiller dünyaya getirdik.” (Müminun, 23/42)

“O dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize başka mahlûklar yaratır. Bunu yapmak Allah'a zor değildir.” (Fatır, 35/16-17)

“Aranızda ölümü biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceğiniz bir biçimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, bize mani olacak hiçbir güç yoktur.” (Vakıa, 56/60-61)

“Hayır, Allah'ın nizamı onların sandığı gibi değildir! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, biz onların yerine kendilerinden daha hayırlı insanlar getirmeye kadiriz. Bizim elimizden kurtulan, gücümüzün yetmediği hiçbir şey yoktur.” (Mearic, 70/40-41)

“Onları yaratan ve organlarını birbirine bağlayan ve onlara bu sağlam bünyeyi veren biziz. Dilediğimiz vakit elbette onların yerine başkalarını getirebiliriz.” (İnsan, 76/28)

Bu ayetlerin meallerinden de anlaşılacağı üzere, söz konusu ayetlerin hiç birisinde ne insanların neslinden başka farklı bir türün yaratılmasına, ne de bir evrimin varlığına işaret eden bir ifade söz konusudur.

Bu ayetlerde genel olarak söz konusu olan belli kavimlerdir. Kavim ise, bir ırk manasına geldiği gibi bir topluluk manasına da gelir. Kur’an'da özetle söz konusu edilen “dilersek onları helak / yok eder, yerlerine başkalarını getiririz” ifadeleri, insanlık camiası içerisinde tarih boyunca peygamberlere karşı isyan eden kavimler / topluluklarla ilgilidir.

Buna göre, bu ayetlerin ifade ettiği “yok etme, değiştirme, yerlerine başkalarını getirme” vurgularının ortak paydası; muhatap olan ilgili kavimlerin yok edilmesi / helak edilmesi / öldürülüp dünyadan silinmesi ve onların yerine başka kavimlerin / toplulukların / başka nesillerin yerlerine ikame ettirilmesi gerçeğidir.

Örneğin, Hz. Nuh (as)’ın kavmi helak edilmiş, yerlerine (yeni yaratılan farklı insanlar veya türler değil), aynı topluluğun neslinden olan Hz. Nuh (as) ve ona iman edenler yeryüzü halifeleri yapılmıştır.

Keza, Âd kavmi helak edilmiş, yerine Semud kavmi yerleştirilmiştir. Bizim tarihimizden bir misal verecek olursak; Emeviler yok edilmiş, yerine Abbasiler getirilmiş, Abbasiler yok edilmiş, yerine Osmanlılar getirilmiş, Osmanlılar yok edilmiş, yerine Türkiye ve daha bir sürü devletler ikame edilmiştir.

Görüldüğü gibi, bu tarihî gerçekler, insan neslinin tamamen yok edilip de yerine başka türden bir insan neslinin ikame edilmesi diye bir şey söz konusu değildir. Söz konusu olan, o günkü dünyada var olan  bazı toplulukların yok edilmesi ve yerlerine -yine dünyada var olan- başka topluluklara imkan tanınmasıdır.

”İşte bunlar, Allah’ın nimetine mazhar olmuş olan bu zatlar, Âdem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın evlatlarından, İbrâhim ve İsrailin nesillerinden ve hidâyete erdirip seçtiğimiz kimselerdendir. Onlar Rahman’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.” (Meryem, 19/58)

mealindeki ayette, peygamberlerin hepsinin Hz. Adem (as) ve Hz. Nuh (as)’ın neslinden geldikleri belirtilmiştir. İslam literatüründe olduğu gibi, Kitab-ı Mukaddes ve tarih kitaplarında da insanlığın ikinci babası sayılan Hz. Nuh (as)’ın Hz. Adem (as)’in torunlarından olduğu bildirilmiştir. Demek ki, mevcut insanlık ailesi Hz. Adem (as)’den beri devam edip gelmiştir. Hiç bir zaman insanlık ailesi tamamen ortadan kaldırılıp da yerine başka bir Adem (as)’den gelen bir soy getirilmemiştir.

“Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem de topraktandır.” (Müsned, 2/524; Ebû Dâvud, Edeb, 120, 5116) manasındaki hadis ile,

“Allah bütün mahluklar arasından Âdem’in çocuklarını / İnsan oğlunu seçti, Âdem’in çocuklarından Arapları seçti, Araplardan Mudar kabilesini seçti, Mudar’dan Kureyş kabilesini seçti, Kureyşten Haşim oğullarını seçti, Beni de Haşim oğullarından seçti, böylece ben, seçkinlerin seçkini oldum.” (Mecmau’z-zevaid, 8/215)

manasındaki hadis-i şerifte de bu günkü insanların kökünün Hz. Adem (as)’e dayandığı ifade edilmiştir.

Demek ki orta da ne bir evrim ne de farklı insanlık türleri vardır. Farklı Âdemlerin olduğuna işaret etmiş olan İbn Arabî gibi zatların sözleri, sadece misal aleminde boy gösteren simgesel varlıklarla ilgilidir.

"Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden (Âdem ile Havva'dan) yarattık. Hem de sizi boylara ve kabilelere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. Biliniz ki Allah katında en iyiniz, takvası en üstün olanınızdır.” (Hucurat, 49/13)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 01-07-2011
1,852 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  5. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content