Buradasınız

Ahzab suresi 35’inci ayette, bütün erkek ve kadınlar ifadesi peşpeşe sekiz kere geçmesi anlatım ve anlam bozukluğu değil midir? Bunun yerine, şu özelliklere sahip erkek ve kadınlar denilse yeterli olmaz mıydı?

Bu ayetten ilk olarak aldığımız ders -sitemize çokça sorulan- “Kur’an’da kadınlara değil de hep erkeklere hitap vardır...” şeklindeki bir soruya cevap teşkil etmiş oldu. Şöyle ki;

Kur’an’da eğer her yerde hem kadınlara hem erkeklere ayrı ayrı ifadeler söz konusu olsaydı, ifadenin akışkanlığı, güzelliği, vecizliği ortadan kalkmış olacaktı.

“Mesela; -erkek-kadın ayırımının yapılmadığı- Türkçe’de “Ey iman edenler!” ifadesi, hem erkek hem de kadınlar için söz konusudur. Fakat Arapça lisanında bu ifade her iki grup için kullanıldığında,  erkekler için “Yâ eyyühellezîne âmenû”, kadınlar için ise “Yâ eyyetühellatî amenne” cümlesiyle ifade edilir. Söz israfından münezzeh olan Kur’an-ı Hakîm de, bu uzun ve gereksiz iki cümle yerine, eskiden beri Araplar arasında geçerli ve de yaygın bir dil kuralı olan “tağlib” sanatı çerçevesinde “Yâ eyyühellezîne âmenû” ifadesinin kullanılması kadar güzel bir şey olur mu?

Bu açıdan bakıldığında denilebilir ki, Ahzab suresinin 35. ayetinde hem kadın hem de erkek için ayrı ayrı sözcüklerin kullanılmasının hikmetlerinden bazıları şunlar olabilir:

a. Bazı insanlar tarafından sürekli gündemde tutulan ve bununla -erkek-kadın eşitliğine ters olduğu gerekçesiyle- Kur’an’a yapılan itiraza bir cevaptır. Bu ayette insanların en önemli meselesi olan ve Kur’an’ın gönderilişinin en büyük gayesi olan ahiretteki erkek ve kadınların cennetlik olmalarının vasıfları tek tek sayılmıştır. Çok açık bir şekilde hem erkek hem de kadın için aynı vasıfların söz konusu olduğu, hiç bir ayırımın olmadığı gösterilmiştir. Kur’an nazarında “TAKVA”yı ifade eden özelliklerin değerlendirilmesi bakımından erkek-kadın eşitliği açıkça ortaya konmuştur.

b. Kadın ve erkek için ayrı ayrı ifadelerin kullanılmasını isteyenlerin ilim, irfan, belagat ve edebî zevkten ne kadar uzak düştükleri bu ayetin ifade tarzıyla gösterilmiştir ve önemli bir ders verilmiştir

c. Ayette sekiz değil, hem erkek hem kadın için ayrı ayrı onar, toplam yirmi adet sözcük kullanılmıştır. Eğer Kur’an’ın genelinde olduğu gibi “tağlib” sanatı çerçevesinde -Arapça lisanının yaygın bir kullanım şekli olarak- sadece erkek kalıpları kullanılsaydı, bu ifade yarı yarıya kısalmış olacak ve veciz bir edebî sanat özelliğini göstermiş olacaktı. Ayette yine de bazı kelimler kısaltılmış ve “el-hafizat-ez-zakirat” kelimelerinin nesneleri / mefulleri olan “furucehünne-...Allahe kesiran” hazfedilerek kullanılmamıştır. Keza, ayetin son cümlesi “onlar için...” mealindeki “lehum” sözcüğü sadece erkeklere mahsustur. Kadınlar için ayrıca “lehünne” sözcüğünün de kullanılmamasıyla, Kur’an’ın genelindeki veciz ifadelerin ne kadar hikmetli olduğuna ve güzel düştüğüne işaret edilmiştir.

e. Edebî sanatlardan biri “Îcaz / veciz / kısa söz” ise, biri de “İtnap / uzun söz”dür. Yerine göre itnap îcazdan daha güzeldir. Ayette bu detaylı ifade tarzıyla itnap sanatına yer verilmiş; kullanılan vasıfların  -erkek ve kadın olarak- insanlık camiasını onurlandıran bir ortak payda olduğuna vurgu yapılmıştır.

d. Bununla beraber, fazla tekrarlardan rahatsız olan insanın bu ayetteki tekrarlardan usanç duymaması, Kur’an’ın ifadelerinin zemzem suyu gibi çağlayıp gönüller üzerinde pozitif etki husule getirdiğinin göstergesidir. Ayette insanlara bu hususu anlama imkânı da verilmiştir.

e. Kur’an’ın ders vermek istediği en önemli husus güzel ahlaktır. Burada zikredilen bu vasıflar, ahlakın temel özelliklerindendir. Halbuki, bu vasıflar daha önce erkekler için, “tağlip” sanatı içinde erkek kalıpla geldiği halde, bu ayetten önce kadınlar için “kânitât” kelimesi iki defa, “hâfizât” kelimesi ise sadece bir defa kullanılmıştır. “müslimât, sâdıkât, sâbirât, mutesaddikât, sâimât, hâşiât ve zâkirât kelimeleri” ise hiç kullanılmamıştır. Eğer bu ayette de kullanılmamış olsaydı, bir eksiklik olurdu. Dolayısıyla bu ayette, ayrıca Kur’an’ın eşsiz bir kapsama sahip olduğu gösterilerek onun bir i’câz parıltısına da işaret edilmiştir.

Son olarak ilgili ayetin mealini verelim:

“Allah’a teslim olan erkekler ve teslim olan kadınlar, İslâm dinine iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, dürüst erkekler ve dürüst kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, hayır yolunda infak eden erkekler ve infak eden kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya, işte Allah onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab, 33/35)

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 01-07-2011
3,172 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content