Buradasınız

Ahkaf suresinin 15 . ayetine göre 40 yaşına kadar kimsenin sorumlu olmadığı, işlediği günahlardan hesaba çekilmeyeceği iddiası doğru mudur?

Ayetin meali:

“Biz insana, anne ve babasına güzel muamele etmesini emrettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice güçlüklerle doğurmuştur. Çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet insan, gücünü kuvvetini bulup daha sonra kırk yaşına girince "Ya Rabbî!" der, "Gerek bana, gerek anneme babama lütfettiğin nimetlerine şükür yoluna beni sevket. Senin razı olacağın makbul ve güzel iş yapmaya beni yönelt ve bana salih, dine bağlı, makbul nesil nasib eyle! Rabbim! Senin kapına döndüm, ben sana teslim olanlardanım." (Ahkaf, 46/15)

Nihayet insan, gücünü kuvvetini bulup daha sonra kırk yaşına girince” ayetinden, insanın ruhsal olgunluğuna 40 yaşında erdiği anlaşılır. Bedensel olgunluk başka, ruhsal olgunluk başkadır. İnsan ergenlik çağına gelmekle mükellef olur ve bedensel gücüne erişir. 

Fakat 40 yaşı, olgunluk çağıdır. Bu yaşa gelince insan daha salim, daha sağlıklı, daha geniş düşünür. Fevri hareket etmez. Ana babanın ve evladın kadrini daha iyi anlar. Ve gerek ebeveynine, gerek evladına karşı vazife ve yükümlülüklerini daha iyi kavrar. 40 yaşı, tam olgunluk yaşıdır. Peygamber Efendimiz de bu yaşta peygamber olmuştur. 

“Evlenme çağına erişmelerine kadar yetimleri sınayın. Onlarda olgunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin...” (Nisa, 4/6) ayetinden mükelleflik, yani sorumluluk çağının, ergenlikle başladığı anlaşılır.

Buna göre ergenlikten itibaren her birey yaptıklarından sorumludur, ibadetlerle de mükelleftir..

Bu ayetle devamındaki “Onlar, Cennet ehli içinde olan ve yaptıklarının en güzelini kabul edip günahlarını bağışladığımız kimselerdir. Bu, kendilerine verilmiş olan dosdoğru bir sözdür.” mealindeki ayetin Hz. Ebubekir hakkında indiği rivayet edilir. Çünkü Ebubekir 38 yaşındayken Peygamber’e inanmış, 40 yaşına gelince de bu duayı yapmıştır. Allah onun duasını kabul buyurmuş. Babası Ebu Kuhafe Osman ibn Amir, anası Ümmül-Hayr bint Sahr ibn Amra, oğlu Abdurrahman ve Abdurrahman’ın oğlu Muhammed, Müslüman olmuşlardır. Ebubekir’den başka hiçbir sahabinin ailesinde bu kadar Müslüman toplanmamıştır (bk. Razi, Mefatih; Kurtubi, el-Cami, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bununla birlikte bu yüce âyetler gösteriyor ki, her müslümanın vazifesi, ihsan edilen nimetlere şükür etmektir, bütün çoluk çocuğunun, bütün baba ve ecdadının ve bilhassa annesinin haklarında hayır dileyerek hepsinin de İslâm nimetine nail olmalarını can ve gönülden temenni eylemektir. Böyle her hayır isterlik, İslâmiyete bir bağlılığın, ahlâki olgunluklara ulaşmanın parlak bir göstergesi bulunmaktadır.

Diğer taraftna, "Biz insana ana babasına iyilik yapmasını emrettik”ifadesi bir kimseye yapması gereken bir şeyi öğüt tarzında önceden söylemektir. İman ve doğruluk en birinci özellikleri olan iyilerin şanı beyan olunurken anaya babaya iyilik özellikle tavsiye edilmiştir. Bu tavsiye birkaç yerde gelmiştir. Fakat herbirinde başka bir nükte ve bakış açısıyla sevkedilmiş olduğu için tekrar değil ayrı ayrı fayda ifade etmektedir. Nitekim ayette geçen "Yaptıklarının engüzelini kabul edip" ifadesi dolayısıyla iyilik ve doğruluğun önemli bir örneği olmak üzere getirilmiştir.

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategorisi:
Soru ve Cevaplar
Gönderi tarihi: 23-11-2012
1,553 kez okundu
Bu Kategorideki Diğer Yazılar
  1. "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara, 2/256) Bu ayeti nasıl anlamalıyız?
  2. Nahl Suresi 32. ayette: "(Onlar,) meleklerin, "Size selâm olsun. Yapmış olduğunuz (iyi) işlere karşılık cennete girin" diyerek tertemiz olarak canlarını aldıkları kimselerdir." buyuruluyor. Burada "melekler" deniyor, can alan melek kaç tanedir?
  3. Fatıma Mushafı nedir? Böyle bir şey var mıdır; varsa da bu nasıl mümkün olabilir?
  4. "Muhakkak ki muttakîler cennetlerde ve ırmakların başındadırlar. Doğruluk makamında güçlü bir hükümdarın katındadırlar" (Kamer 54; 54-55) Ayetlerin manasını açıklar mısınız?
  5. “(Kurtuluş) ne sizin kuruntularınıza, ne de Ehl-i kitab’ın kuruntularına göre olacaktır” (Nisa 123) ayetinde geçen “siz” den maksat Müslümanlar mıdır?
  6. Namaz kaç vakittir? Nur Suresi 58. ayette namazın üç vakit olduğu ifade edilmiyor mu? "Ey inananlar, emriniz altında çalışanlar ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar üç kez izin almalıdırlar: Sabah namazından önce, öğle vaktinde dinlenmek için..."
  7. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız." (Taha, 97) ayetine göre, Altın buzağının eriyip yok olması ve küllerinin denize savrulması mümkün müdür?
  8. Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bir ksımının günümüzde uygulanamayacağı söylenmektedir. Bu konuda nasıl düşünmeliyiz?
  9. Nisa 142. ayette münafıkların "Allah'ı pek az andıkları" belirtilmektedir. Bu ifade ile kastedilen mana nedir, Allah'ı anmak nasıl olmalıdır?
  10. Meryem suresinin 71. ayeti kerimesinde cehennem için "içinizden oraya girmeyecek kimse kalmayacak" buyruluyor. Müminler dahi girecek mi?
Block title
Block content